Istiklal_caddesi_gezi_parki_protestosu
Yapıcı eleştiri ihtiyacı

Birleşik Haziran Hareketi’ne dair pek çok eleştiri yazısı yayınlanıyor. Bunlardan biri de Türkiye Meclisi toplantısından sonra Etkin Haber Ajansı’nda “Haziran Hareketi’nin açmazları” başlığıyla yer aldı. Yazı içeriği dikkatle incelendiğinde görülüyor ki gerçekte hemen her cümlesi tartışmaya açık bir değerlendirme söz konusu.

Yazının hemen başında, “Haziran Hareketi’nin ilk toplantısında öne çıkan ayrıntılar, ‘solda birlik’ arayışının hangi temeller üzerinde yürütülmemesi gerektiğinin değerlendirilmesi açısından kayda değer,” deniyor. Böyle bir giriş, yazının objektif ve kapsayıcı olma olasılığını ortadan kaldırıyor. Üstelik bu tarz, ne yazık ki sadece yazara ait değil. Türkiye solunu büyük oranda etkisi altına alan öznellik, önündeki olgudan hareketle değil hafızasının sübjektif kanallarında birikmiş olanı aktararak değerlendirme yapmayı beraberinde getiriyor. Kaldı ki Haziran Hareketi, bugüne kadar ki birlik deneyimlerinden farklı bir oluşumdur, yazarın atfettiği gibi “sol birlik” de değildir.

Yazar, yaptığı negatif girişin peşinden “2011 yazında başlayıp bugün HDK/HDP formatında ilerlemesini sürdüren birlik, kararlı bir şekilde yoluna devam ediyor.” cümlesini ekliyor. Bu, özel bir ruh halidir; her şeyi HDK/HDP üzerinden değerlendirme alışkanlığıdır;  “Benim yanımda durmuyor ve benim gibi düşünmüyorsan sorunlu bir yerdesin” ezberinin dışavurumudur. İşte bu dominant karakter, gelişmeleri doğru okuyabilmeyi de güçleştiriyor.

Yazarın yakıştırmalarından biri de, Haziran Hareketi’nde güven sorunu olduğu biçiminde.  Çok bileşenli olan ve yapılanma sürecinde bulunan Haziran Hareketi’nde velevki güven problemi var. Bu, süreç içinde aşılabilir. Ancak bunu Duran Kalkan’ın ÖDP’ye yönelik çağrısıyla ilintili olarak Alper Taş’ın Türkiye Meclisi’nde yaptığı kısa açıklamaya bağlamak, olumlu ve yerinde kullanılan bir cümleden zorlama sonuçlar çıkartmaktır; BHH içinde bir eksiklik, bir problem arayışına işarettir. Tersine yazara, Duran Kalkan’ın söz konusu önerisinin Birleşik Hareket’e değil de içindeki tek bir bileşene yapılması biçimindeki yöntem sorununa kafa yormasını öneririz.

BHH bir parti değildir

Haziran Hareketi, çeşitli kesimler tarafından, hem bir “seçim ittifakı” olduğu iddiasıyla hem de seçim konusunda bir hazırlığı olmaması üzerinden eleştiriliyor. Hemen her seçimde ittifak yapan, ittifaklarını yer yer CHP adaylarının niteliğine bağlı olarak tayin ettiğini gizlemeyen bir yapı bile BHH’yi “seçim ittifakı” olduğu yönünde eleştirebiliyor. Bu, Türkiye solunda yaygın biçimde rastlanan bir eğilimdir; öznelliğin gerçekliği gölgelemesi halidir.

Birleşik Hareket’in bileşenleri çeşitli konularda olduğu gibi seçim konusunda da farklı düşünebilir, hatta ortak bir karar da çıkaramayabilir. Bu, vahim veya bir şeylerin sonu değildir. Belki tersine konuyu ısrarla bu noktaya getirenlere, “siz seçimi neden bu denli önemsiyorsunuz” veya “seçimde ortak hareket etmekten neden sandıkta HDP’nin desteklenmesi dışında aklınıza bir şey gelmiyor” diye sormak gerekiyor.

Hareketin hiçbir bileşeni için seçim olgusu yeni değildir. Bu konuda her yapının bir duruşu vardır. Seçime uygun bir program ve adaylarla katılmak da teşhir ve protesto eşliğinde alternatif değerleri işaret etmek de mümkündür. Mesele “AKP’yi geriletmek”se, bunu sandığa indirgemek sorunu hafife almaktır. Kaldı ki seçim ittifakları konusunda da HDP’nin yaklaşımı, eşit koşullar içinde ortak aday çıkarmak biçiminde değil de “Gel beni destekle” biçiminde (cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi) olacaksa, bunun olumlu bir sonuç doğurmayacağını şimdiden söyleyebiliriz.

Birleşik Haziran’ın Türkiye Meclisi’ne dair gözlemlerini aktarırken bile, “Halkların Demokratik Kongresi ve Halkların Demokratik Partisi, bu anlamıyla olumlu bir pratik olarak tarihsel varlık hakkını sağlamlaştırma yolunda ilerliyor. Birleşik Haziran Hareketi, doğuş koşulları itibarıyla bakıldığında, iddialarının gölgesinde kalmıştır.” gibi cümleler kuran birine bunu anlatmak ne kadar mümkün bilemiyoruz ama birlik, ittifak vb. olguların başarısının, kendi farklarına sevdalanmaktan değil, başkasının farklarına tahammülden ve farka rağmen beraber olabilmekten geçtiğini anımsatmakta yarar görüyoruz.

Haziran Hareketi’nin çeşitli bileşenlerinin Kobane’yle Dayanışma Platformu içinde yer aldığı ve bu Hareket’in “Kürt sorununda kardeşlik ve birlikte yaşama iradesini güçlendirerek demokratik, adil, onurlu ve eşit yurttaşlığa dayanan bir çözüm için; birlikte mücadele etmek amacıyla ortak bir irade oluşturduğumuzu ilan ediyoruz.” diyerek yola çıktığı bilindiği halde, Türkiye Meclisi toplantısında “Kürt” kelimesinin nerede, ne kadar geçtiğinin takibini yaparak “‘Bu kadarı da ayıp olur’ demeye getirerek, zevahiri kurtardı.” gibi cümleler kurmak, birlikte hareketten söz ediliyor da olsa, amacın “bağcıyı dövmek” olduğunu düşündürüyor ve tabii ki, mevcut ayrı duruşun pek de tesadüf olmadığını gösteriyor.

BHH bir eylem birliği zeminidir

BHH, 2013 Haziran pratiği dahil çeşitli tecrübeler dikkate alınarak denenen bir yöntemdir; belirsiz, eksik ve hatta zamana bırakılan yanları da vardır. Bu konuda katkıya da eleştiriye de kapalı değildir. Tabii bunun için öncelikle ne olduğunun anlaşılması gerekiyor.

Haziran direnişinin sokakta fiilen oluşturduğu tablo veya herhangi bir eylem birliği platformunda aranan kıstaslar hatırlanacak olursa, bu tür oluşumların, birbirini değiştirme veya birini diğerine benzetme değil var olan güç ve imkanları ortaklaştırma zeminleri olduğu görülür. Böylesi platformlarda bileşenler, azami programıyla değil ortaklaşılabilen bir program etrafında bir araya gelir. Bu, tek bir konu etrafında bir araya gelmek (Irak’ta Savaşa Hayır, NATO, Kobane vb. platformlar hatırlanabilir) gibi güncel veya çok sınırlı da olabilir. Bu türden ortaklaşmaları, her şeyi bir arada yapabilme kıstasıyla ele almak veya azami programlarda örtüşme beklemek gerçekçi olmaz.  Dikkatli bakılırsa, benzer bir durumun HDK için de geçerli olduğu görülür. Haziran Hareketi bu bağlamda mevcut bileşenlerle ortaklaşmayı, hafife alınamayacak ölçülerde umut verici boyutta genişletmiş, olabileceğin azamisini zorlamıştır.

Oluşum aşamasında doğal olarak bir dizi toplantı yapma ihtiyacı duyan BHH, kimilerinde “salon hareketi” çağrışımı yapmış olabilir. Ancak bunun sürecin oluşum etabına özgü olduğu ve takvimsel veya refleksel eylemler örgütleyebilmeyi amaçladığı düşünülürse, böyle bir kaygının da yersiz olduğu görülür.

Eleştiriler yapıcı olmaktan uzaktır

Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi BHH’ye yapılan eleştiriler büyük oranda yapıcılıktan uzaktır; özneldir, değerlendirmeden çok yakıştırma veya yargılama amaçlıdır; çifte standartla maluldür.

BHH’nin henüz ne olduğu tam anlaşılmadan yapılan sert, acımasız ve yakınlaştırıcı olmaktan çok mesafe açıcı eleştiriler, solun/ezilenlerin ortaklaşma konusunda neden büyük oranda başarısız bir geçmişe sahip olduğunun göstergelerinden biridir; kendi gerçekliğini görmeye kapalı, öznel ve benmerkezci bir duruşa işarettir.

Daha önce de çeşitli vesilelerle belirttiğimiz gibi kendi dışındaki her oluşumu hoyratça yargılama eğilimi, kendi duruş ve ölçeklerini tekçi bir anlayışla dayatmak, devrimci-demokratik güçlerin veya en geniş bağlamda ezilenlerin ortaklaşmasını güçleştiren faktörlerden biridir.

Eleştiriler konusunda söylenecek daha çok şey var; ama yapıcılıktan uzak bir tartışmayı tetikleme ve daha fazla büyütme olasılığı sebebiyle cümlelerimizi seçerek ve sınırlı biçimde değinmeyi tercih ettik. Bu arada belirtme ihtiyacı duyuyoruz ki, bu türden polemikler, Haziran bilinci ve değerleriyle bağdaşmamaktadır. Sorunlar tartışılacaksa, bu çok daha yapıcı biçim ve zeminlerde olmalıdır.

Yaptığımız bu kısa açıklamadan amacımız, eleştirilere yanıt vermekten çok eleştiri adına nasıl bir ölçü ve duruş bulanıklığıyla muhatap edildiğimizi göstermektir. Sürecin giderek anlamayı kolaylaştıracağını, ortaya konacak pratiğin de öznelliği eriterek ortaklaşma koşullarını büyüteceğini umut ediyoruz.