yarin_20.2.2015_72a315ff-f275-4dff-8e5b-2ee714381d10
Yarın Genç gazetesi, “Özgecanlar yaşayacak üniversite de okuyacak” manşeti ile çıkan 4. sayısında “Söz Üniversitelide” bölümünde “Birleşik Haziran Hareketi üniversitelerde nasıl bir yol izleyecek?” sorusuna yanıt aradı. Haberi aynen yayınlıyoruz. 

Türkiye’nin dört bir yanında yaptığı forumlarla ve meclislerle varlığını duyuran Birleşik Haziran Hareketi güçlü sokak muhalefeti ile alternatif bir halk hareketi olmakla birlikte, “gericiliği ve faşizmi yeneceğiz” şiarı ile çıktığı yolda birçok eylemle sesini duyurmuş ve son olarak tüm Türkiye’de örgütlediği eğitimde gericiliğe karşı uyarı boykotu ile sesini yükseltmiştir. Birleşik Haziran Hareketinin üniversite kolunun nasıl işleyeceği hakkındaki görüşleri sizlerle paylaşıyoruz.

Birleşik Haziran Hareketi üniversitelerde nasıl bir yol izleyecek?

Gençlik Muhalefeti üyesi Buse Söğütlü: Birleşik Haziran Hareketi; AKP’nin ve tesis ettiği düzenin karşısında 2013 Haziran’ında siyasete doğrudan müdahale eden ve geleceğine sahip çıkma iradesini gösteren kesimlerle beraber bir siyasal merkez olma iddiasıyla yola çıktı. Kuşkusuz ki AKP düzeninin en ağır saldırıları; harçlarla ya da eğitimin giderek gericileşmesiyle gençliği hedef almış durumda.  Birleşik Haziran Hareketi,geleceksizlik kıskacındaki gençliğin nefes alacağı alanlar yaratmayı,  ülke gündemiyle gençliğin gündeminin bağını kuran pratikler yaratmayı ve gençliğin devrimci eylemini meşru-militan ve kitlesel çizgide örgütlemeyi önüne hedef olarak koymalıdır.

EHP Gençliği Temsilcilerinden Burcu Karefil: Birleşik Haziran Hareketi “Bu memleket bizden sorulacak” diyerek yola çıktı ve emin adımlarla bu yolda ilerliyor. Üniversitelerde yürüttüğümüz mücadelemiz ise elbetteki memleket mücadelesinden bağımsız düşünülemez ve evet üniversiteler de Birleşik Haziran Hareketi’nden sorulmalıdır. AKP’nin anasınıflarından itibaren uygulamaya koyduğu gerici politikalarıyla düşünmeyen, sorgulamayan, itiraz etmeyen yani AKP’ye göre risksiz  bir nesil yaratmak istediği ortada. Bu noktada Birleşik Haziran Hareketi üniversitelerde de varlığını göstermelidir. Gezi’den sonra, Birleşik Haziran Hareketi’yle ortaya koyulan bu siyasi omurga, gençlik mücadelesinin de merkezine yerleşmelidir. AKP kadınları, işçileri, gençleri yani toplumun her kesimini nasıl baskı altına almaya çalışıyorsa bizler de Birleşik Haziran Hareketi olarak AKP’yi her alanda köşeye sıkıştırmalıyız.

Fikir Kulüpleri Federasyonu Genel Yürütme Kurulu Üyesi Mustafa Hasan Güneş: Öğrenci-Gençlik hareketinin mücadele başlıkları Türkiye sol tarihi boyunca memleket gündeminden bağımsız şekillenmemiştir. Hatta bazen devrimci siyasetin önemli çıkış noktalarında gençlik, mücadelenin buzkıran rolünü üstlenmiştir. Gençliğin biriktiği bu enerji AKP’nin Haziran direnişi öncesinde dahi üniversitelileri kapsayamaması ve üniversitelerle AKP arasında oluşan kan uyuşmazlığının kaynağıdır. Bu açıdan bakıldığında Haziran direnişi sonrası açılan dönemde AKP’nin gerici, piyasacı ve akıl dışı düzenini Türkiye halkının kusması Öğrenci-Gençliğin bu enerjisine benzetilebilir. Birleşik Haziran Hareketi bu enerjinin üstüne şekillenmek ve bu enerjiyi örgütlü hale getirmek zorundadır.

Haziran Hareketi gençlik mücadelesinin özgün koşullarını pratik birikimlerini önüne koyarak hareket etmelidir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken Haziran Hareketi’ni üniversite mücadelesindeki mevcut örgütlü güçlerin yerine ikame etmek yerine,  bu güçlerin Haziran ruhunu üniversitelerde örgütlemekte olduğunun bir ön kabul olarak Haziran Hareketi’nin hanesine yazılmasıdır. Zaten Haziran Hareketi’nin sözünü üniversitelere taşıyacak olanlar da bu örgütlü güçlerdir. Gençlik üniversitelerden AKP’yi kovdu, sıra memlekette! AKP’yle yumruk mesafesinde verdiğimiz bu kavgada gençlik de Birleşik Haziran Hareketi de elini taşın altına koymalıdır. Sonuç olarak içinden geçtiğimiz tarihsel dönemeçte üniversitenin Haziran’a, Haziran’ın da gençliğe ihtiyacı vardır.

Devrimci Yol’da Devrimci Gençlik okuru Berkay Ustabaş: Sistemi sorgulamayan, itiraz reflekslerini yitirmiş, varlığını sermayenin varlığına adayan bir kuşak yetiştirmek için eğitimin anaokulu sıralarından üniversite kampüslerine dek yeniden dizayn edildiği bir dönemden geçiyoruz. Sermaye lehine ve sisteme entegre bir kuşağın yetiştirilmesi yolunda üniversitelerin itirazsız alanlara dönüşmesinin egemenler için ne derece yaşamsal olduğu hepimizin malumu. Haziran,  toplumsal muhalefetin en dinamik unsuru olan gençliğin ve özelde üniversite gençliğinin irili ufaklı bütün mücadele deneyimlerini kapsayan ve ona yeni yollar açacak nitelikte işler yapmaya bugünden itibaren başlamalı. Faşizmin tüm piyasacı, gerici, cinsiyetçi saldırı dalgalarının püskürtülmesi ve bunun mağdur ve muhattaplarına aşağıdan doğru nasıl bütünlüklü bir mücadele hattının örülecebileceğine kafa yorulması yeni çıktığımız bu yolda önceliğimiz olmalı.

Komünist Parti üyesi Leyla Durmaz: Birleşik Haziran Hareketi Türkiye’nin içinden geçtiği siyasi süreç açısından çok önemli bir örgütlenme. Haziran direnişiyle ortaya çıkan toplumsal muhalefetin, AKP ile giriştiği kavganın süreklilik kazanabilmesi ve örgütlülüğe dönüşebilmesi açısından yegane bir araç. Bizim açımızdan BHH, Türkiye’de solun liberalizm ve milliyetçilik gibi düzene içkin ideolojik akımların belirleniminden sıyrılıp tabiri caizse kendi göbeğini kesmesi, Haziran’da geniş halk kitlelerini birleştiren aydınlanma, gericilik karşıtlığı, kamuculuk gibi değerleri bir eksende buluşturarak bu talepleri yaygın bir örgütlemeye dönüştürmesi açısından önemli bir yerde duruyor.

BHH’nin elbette Haziran kitlesi içerisinde geniş bir ağırlığı olan üniversite öğrencilerinin de temsiliyetini alabilmesi gerekiyor. Sahip çıktığımız değerlerin, sorunlarımızın  ve bunlar uğruna mücadelenin ortaklaşması anlamında yerel meclisler büyük önem taşıyor. Bunu en iyi 13 Şubat’ta gerçekleşecek bilimsel ve laik eğitim boykotu çalışmalarını yaparken gördük. Eğitim gibi herkesi ilgilendiren bir konuda, üniversiteliler olarak bağlı olduğumuz yerelliklerle yürüttüğümüz çalışmanın mücadeleyi büyütmeye olan katkısı tartışılmaz boyuttaydı.Önümüzdeki dönem de yine aynı perspektifle ülke gündemine dönük kampüslerimizden ve yerelliklerden ortak bir biçimde Haziran’ın sesini yükselteceğiz.

Türkiye Komünist Partisi 1920 MYK üyesi Büşra Yıldırım: Türkiye’de gericiliğe ve faşizme karşı toplumun çok geniş bir kesimine “Ayağa kalk” diyen Birleşik Haziran Hareketi umudu büyütmenin yolunda emin adımlarla yürüyor. Bu yolda ilk kitlesel eylemini eğitim alanındaki gericiliğe karşı boykot çağrısıyla taçlandıran Haziran’ın üniversitelerde izleyeceği yol şüphesiz çok önemli. Çünkü halk için üretim yapması gereken üniversiteler neoliberal politikalarla git gide sermaye için üretim yapan merkezlere dönüştürüldü. Bugün AKP de bu politikaları sürdürmeye kararlı. AKP üniversite öğrencilerinin ilerici ve aydınlık yönünü yok etmek istiyor, bunun yerine araştırmayan, sorgulamayan dindar ve kindar bir üniversiteli profili istiyor. İşte tam da bu nokta da Haziran’ın önünde üniversitelerde birleşik bir mücadele hattı örmek gibi önemli bir görev duruyor. İzlenecek yolun nasıl olacağı sorusunun yanıtı ise gene Haziran’ın kendisi. Forumlarla kurulan Haziran’ın çıkış noktası gene üniversitelerde yapılacak olan forumlar olabilir ve en yaratıcı araçları ve çözümleri öğrencilerin kendisi üretecektir.

http://yarinhaber.net/news/15394