erdogan-has-berkin-elvan-blood-in-his-hands

Yine bir Başbakan, yine bir “birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde…” açıklaması.

Açıklama savcının rehin alınmasının ardından geldi.

Bu yıllardır alışık olduğumuz bir söylem.

Her eylemden sonra duyduğumuz aforizmalardan biri bu. Burjuva devlet aygıtının en manipülatif ancak yapmayı beceremediği en ajitatif argümanı.

Kahramanlık nidalarının ardından kan kokan, meydan okuyan, avukatların tümünü olağan şüpheli sıfatına sokan ve izinsiz gerçekleşen hiçbir eyleme müsaade edilmeyecek diyerek tehditler savuran Başbakan’ın Birlik ve beraberlikten neyi kastettiğini anlamamak ise mümkün değil.

Oysa kendileri değil miydi 2013’ün Haziran ayında toplumu kutuplaştırmaya çalışan? Ya da milyonları evinde zor tutuyorum diyerek tehdit çıtasını yükselten ve kahraman polisin Gezi’ye girmesini fırsat bilerek Kazlıçeşme’de adeta piyese dönüşen mitingler hazırlayan.

Benim esnafım gerektiğinde polistir, savcıdır, hâkimdir diyerek Talimhane’deki eli palalıyı, Eskişehir’de Ali İsmail’i linç eden Fırıncı’yı, Topkapı ve Kasımpaşa “külhanbeyleri”ni savunan.

Peki kendileri değil miydi, Berkin Elvan gibi yaşamını yitiren, gözünü kaybeden, kafatası kırılan onlarca insanın vebalini alan polise methiyeler düzen ve onlara “Emri ben verdim” diyen?

Ve kendileri değil miydi Hrant Dink’in ölümünden çıkar damıtarak karşıt sermaye güçlerini ehlileştirerek bol kandırmacalı operasyonlar düzenleyerek yandaşlarına servet kapılarını açan?

Ve dahası kendileri değil miydi Gavur İzmir diyen ve Kahraman polisleriniz Metin Lokumcu’nun ölümüne neden olduktan sonra tüm Hopa’yı “Eşkıya” olarak tanımlayan.

Soma’da acısını haykırana “İsrail Dölü” diyen.

Berkin’in annesini yuhalatan.

IŞİD çetelerini besleyen ve İstanbul Üniversitesi’nde öğrencilerin üzerlerine saldırmalarına olanak sağlayan. Onları koruyan, demokrat öğrencileri gözaltına alan, okuldan atan.

Roboski’yi kan parası olarak gören.

Reyhanlı’da bombaların patlamasına sebep olan.

Komşularla sıfır sorun diyen, ardından yedi cihanı düşman belleyen…

Soruyoruz. Ve bilmek istiyoruz!

Cephe savaşlarında ölülere saygı gösteren, yaralılara dokunmayan savaşçı ahlakını dahi tanımayan cahiller mi bu birlik ve beraberliği sağlayacak. Ya da cenazelere dahi saldırma pespayeliğini, bir annenin, bir babanın acısını hiçe sayarak taziye evini taşlayanlar mı?

Cenaze törenlerinden korkarak vasiyetleri engelleyen valiler mi sağlayacak bu beraberliği?

Ya da İstanbul üniversitesi öğrencilerinin ellerini arkadan bağlayıp yere yatırarak 12 Eylül fotoğraflarını anımsatanlar mı?

Her muhalif çığlığa dönük analizler yapan Telekinezi uzmanları mı?

Yoksa emekçilerin cesetlerini temel yaparak üzerine kuleler inşa edenler mi?

Oysa “birlik ve beraberlik” için bu kadar methiye düzmeye hiç gerek yok. Birlik ve beraberliğin ne olduğunu bu ülkenin emekçileri de gençleri de çok iyi biliyor.

Ve yine sormak gerekiyor: Haziran’ın sıcaklığıyla birlikte baskıya karşı bir araya gelen, günlerce parayı ortadan kaldıran, ekmeğini, suyunu paylaşan, terin terle harmanlandığı güzellikleri yaratanlar mı öğrenecekler bu birlik ve beraberliği?

Ya da gaz bombalarıyla cebelleşen gençlere camlardan limon atan, onlara kapıları açarak bir nebze de olsa soluk alabilecekleri bir olanak sağlamaya çalışan yaşlı teyzelerimiz mi?

Günlerce Berkin için hastane önünde gecesini gündüzüne katıp bekleyenler mi bilmiyor, kardeş sevgisini.

Yoksa Soma’nın acısıyla ülkenin dört bir yanında “Hırsız, Katil” diye haykırarak sokaklara çıkmayı bir borç olarak görenler mi? Amfiler de, lise önlerinde oturarak o kahredici acıyı paylaşanlar mı?

Bu kardeşliği siz bozdunuz. Hırslarınızla, bencilliklerinizle başlattınız bu ‘kardeş kavgasını’. Kar için, para için, rant için… İlk siz çektiniz kılıcınızı. Akıttınız milyonlarca insanın gözyaşını. Ve sizin sayenizde öğrendi kardeşçe yaşamayı bu ülkenin insanları. Gözyaşlarını aynı havuzda biriktirmeyi. Ve sizden öğrendi bu halk, yabancısı olduğu öfkeyi.

Ve dahası efendiler;

Bu halk çoktan öğrendi birlik ve beraberliği. Sayenizde öğrenmeye de devam ediyor, edecek!

Bakın, nasıl da biliyor bu halk tek yürek olup, kardeşçe yargısız infazla katlettiğiniz “katil, terörist, eşkıya” dediğiniz gençlerin karagözlerine bakarak #bizdesiziseviyoruz.demesini.


Bu yazı Umut Özenç tarafından Kurşun Kalem blogu için yazılmıştır.