Yasar-Kemal1

Edebiyatımızın kurucu çınarlardından, ezilenlerin, emekçilerin, onurun ve erdemin sesi Yaşar Kemal 14 Ocak 2015’de solunum yetmezliği nedeniyle İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılan Yaşar Kemal yoğun bakımda tedavi altına alınmıştı. Yapay solunum desteği uygulanan Kemal’in, çoğul organ yetersizliği de ortaya çıkmıştı. Kemal tedavi altına alındıktan 1.5 ay sonra bugün 92 yaşında hayatını kaybetti.  Büyük çınarın İnce Memed kitabında söylediği gibi: Bu dağlarda bin kere ölmeden, bir kere dirilemezsin

‘Yaşar Kemal Onur Günü’olarak ilan edilen 12 Kasım’da Yaşar Kemal’in sağlık sorunları nedeniyle katılamadığı törene gönderdiği mesajın tam metni: 

Onca acıyı, zulmü, savaşı, doğa kırımını romanda yeniden yaratarak yaşayan insan, insan gibi yaşamayı özler, değerlerine sahip çıkar.

Türk Edebiyatı’nda büyük yıldızlar vardır. Hikâyeci Sait Faik de bunlardan biridir. O bizim kuşağın ustasıdır. Onu yakından tanıyordum.

Bir gün bana “Gel seninle edebiyata getirmek istediklerimizi anlatalım” dedi.

Ben de “İyi olur anlatalım” dedim.

 “Başlayalım öyleyse.”

 “Başlayalım” dedim.

Ve başladık:

 “Bir; benim kitaplarımı okuyan katil olamasın, savaş düşmanı olsun. İki; insanın insanı sömürmesine karşı çıksın. Kimse kimseyi aşağılayamasın. Kimse kimseyi asimile edemesin. İnsanları asimile etmeye can atan devletlere, hükümetlere olanak verilmesin. Benim kitaplarımı okuyanlar bilsinler ki, bir kültürü yok edenlerin kendi kültürleri, insanlıkları ellerinden uçmuş gitmiştir. Benim kitaplarımı okuyanlar yoksullarla birlik olsunlar, yoksulluk bütün insanlığın utancıdır. Benim kitaplarımı okuyanlar cümle kötülüklerden arınsınlar.”

Bütün kötülükleri saydık, kötülükler uzadı gitti. Kötülükler zulümler bitmiyordu. Sonunda “bizim kitaplarımız ,“demeye başladık, eninde sonunda biz iki yazarız. “Bu kadar savaşı, zulmü bizim kitaplarımız ortadan kaldıramaz ki.”

“Kaldıramaz,” dedim.

Sait:

“Dur,” dedi, “buldum” dedi. “Bizim kitaplarımız yalnız kalmayacak” dedi. “Nâzım Hikmet de var. Kitaplarımızı okuyanlar onu da okuyacak.”

Ben “Melih Cevdet de var,” dedim, “Orhan Kemal de.”

Sonra çok insan çok çok yazar da saydık. Çok kitap saydık.

Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum. Şunu söylemek istiyorum ki ben “angaje”,  bağımlı bir yazarım. Kendime ve söze ve insanın onuruna bağımlıyım.

Bilinçli olarak ben aydınlığın türküsünü, iyiliğin, güzelliğin türküsünü söylemek istedim. Romanlarım yaşam gibi doğru söylesin, yaşamla birlik olsun istedim. Çünkü yaşam umutsuzluktan umut üretmektir. İnsan umutsuzluktan umut üreterek bugüne kadar gelmiştir.