Genclik_sempozyumu
Özgür bilim…
 Bugün üniversitelerde bilim belki de hiç olmadığı kadar egemen sınıfın tahakkümü altında. Üniversiteler en ileri biçimiyle piyasanın Ar-Ge sahaları ya da kalifiye eleman üretim alanı olarak görülmekte ve YÖK eliyle bu şekilde yeniden düzenlenmekte. Zaten on yıllardır üniversiteye yönelik saldırılar ile aklın yaratıcılığını engelleyen ve bilimi cendereye alan egemen tahakküm AKP hükümeti ile birlikte hızlandı ve çerçevesi keskinleşti. Bilimin üniversiteden tasfiye süreci Tayyip Erdoğan’ın “Akıl ve bilim, tek çıkış yolu değildir” gibi vecizeleri ile süslenerek işliyor. Üstelik bu saldırılar üniversitenin bilim üreten işlevini hedefe alırken bilim insanlarını da sipariş üzerine üretim yapan teknisyen konumuna zorluyor. Ancak, bu böyle gitmez! Üniversiteyi; siyasal iktidarın, şirketlerin ve girişimcilerin arka bahçesi yapmaya yönelik bütün saldırıları bertaraf edeceğiz! Halk için bilim mücadelesini her alanda yükseltelim!

Parasız eğitim… 2012 yılında AKP seçim şovuna dönüştürerek ikinci öğretim haricindeki örgün eğitimde harçları kaldırdı. AKP o tarihten beri harçları kaldırarak parasız eğitim getirdiği demagojojisini ve yalanını sürdürüyor. Parasız eğitim harçlardan ibaret olmadığı gibi yakın dönemde de görüldüğü üzere harç benzeri uygulamaları çeşitli isim ve nedenlerle önümüze getiriyor. Bu çaba önümüzdeki süreçte de çokça karşımıza çıkacağa benziyor. Üniversitelerin bir kısmının yalnızca para kazanmak için açtığı, Açık ve Uzaktan Öğretim Fakülteleri gibi pek çoğunun şirketler ve girişimciler ile entegre çalıştığı bir durum rektörleri döner sermaye peşinde koşan birer patron haline getiriyor. Üniversiteliler beslenme, barınma, ulaşım, ders araç gereçleri gibi ihtiyaçlarını karşılamakla boğuşurken YÖK üniversitenin piyasaya entegrasyonu ile uğraşıyor. AKP’nin, YÖK’ün parasız eğitim söylemi bir şovdan öte değildir. Gerçekten parasız eğitim için halk çocuklarının üniversite kapılarından geri dönmemesi için, üniversite masraflarını karşılamak için öğrencilerin iş cinayetlerinde ölmemesi için mücadeleyi yükseltelim!

Demokratik üniversite… Bugün üniversitelerde öğrencilerin kendi okullarının yönetiminde harhangi bir söz söylemelerinin önü doğrudan kesilmiştir. Özellikle son yıllarda AKP’li bürokrat Rektörlerin bir bir üniversitelerinin başına getirilmesiyle ise zaten anti-demokratik niteliği olan üniversitedeki temsil sistemi iyiden iyiye somutlanmıştır. Hemen her üniversitenin başına öğrencisiz seçimlerde belirlenen adaylar dahi atanmayıp rant kapısı haline gelen rektörlük koltukları yandaş rektörlerle doldurulmuştur. Öğrenci temsilcilikleri ya hiç işlemez ya da işlesede formalitelerle süslü yakıcı sorunlara müdahalesinin önünün kesildiği bir haldedir. Öte yandan üniversitelerdeki bütün eylemlilikler suç sayılmakta, gülünç sepeblerle dahi yüzlerce soruşturmalar açılmakta, hatta kimi zaman öğrencilere “afiş asmak”tan dahi uzun süreli uzaklaştırma cezaları verilmektedir. Soruşturma ve uzaklaştırma baskısına ek olarak YÖK’ün son yönetmelik değişiklikleri ile Rektörler polis şefliği görevi ile de donatılmıştır. Biz üniversitede her kademede kendi kaderimizi belirleme hakkımızı, söz söyleme, kararlara müdahale hakkımızı istiyoruz! Yandaş rektörler eliyle yüzlerce soruşturmanın, cezanın muhattabı olmak değil demokratik üniversite istiyoruz! Polisin üniversitelerdeki varlığının sonlanmasını istiyoruz! Demokratik eğitim mücadelesini hep birlikte yükseltelim!

Kısacası biz özgür bilim, parasız eğitim, demokratik üniversite istiyoruz ve bulunduğumuz her yerde bu mücadeleyi yükseltiyoruz. Herkesi tek tip bir yaşama karşı çıkmak için, rekabetçi anlayışa karşı dayanışmayı örgütlemek için, parasız barınma, ulaşım, beslenme, öğrenim hakkımız için, patronlara değil halk için bilim üretmek, öznesi olduğumuz üniversitede sözümüzü söyleyebilmek için, alternatifler yaratmak, düşünmek, yeteneklerimizle gelişmek, var olanı sorgulamak yeni yaşanılabilir bir dünyayı bugünden kurmak için mücadeleyi yükseltemeye 1 Mart’ta yapacağımız II. Gençlik Sempozyumu’na çağırıyoruz!