Bu yıl birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs’ı, ülkemizde ve bölgemizde mevcut siyasal ve ekonomik krizlerin eşliğinde karşılıyoruz. Egemenler cephesinde, kendi haramilik saltanatlarını sürdürebilmek için, baskıdan, şiddetten ve tehditten başka bir yol kalmamış durumda.

Erdoğan’ın Saray iktidarı, kendisinden olmayan her şeyi ve herkesi susturmanın, yok etmenin derdinde. Yolsuzluğun, ayrıştırmanın, adaletsizliğin ve sömürünün sürmesi için kendilerine engel gördükleri her şeye saldırıyorlar.

Bu yıl 1 Mayıs’ta, Taksim yasağını sürdürmeye çalışan Erdoğan iktidarı, yasağı tanımayanlara, Taksim’de koyduğu keyfi yasaklara ‘hayır’ diyenlere olanca gücüyle saldırdı.

15 Temmuz sonrası, fırsata çevirdiği krizden istifade, kendi panayır alanına çevirdiği Taksim Meydanı’nı, eşitlik, özgürlük, demokrasi ve adalet isteyenlere, hiç bir gerekçe göstermeden kapatmaya çalıştı. Önceki yıllarda yasakları için, inşaat, güvenlik ve benzeri gerekçeleri gösteren iktidar, bu yıl bahane bulmaya dahi tenezzül etmedi. Bu keyfilik bu hukuksuzluk onların korkusundan ileri gelmektedir.

Taksim Meydanı geçtiğimiz 1 Mayıs’larda, çürümüş iktidarlara, milyonlarca itirazın yükseldiği bir alandır. Taksim Meydanı, Haziran’da yüz binlerin buluştuğu, yeni bir yaşamı bugünden kurduğu alandır. AKP ve Erdoğan’ın korkusu tam da buradan ileri gelmektedir.

Bu yıl 1 Mayıs’ta tıpkı önceki yıllarda olduğu gibi yine Taksim yolundaydık. 40 yıl önce yitirdiğimiz yoldaşlarımızı anmak, Erdoğan’ın Taksim korkularını büyütmek için düştük yola. En ufak bir itirazdan dahi korkan, Saray’ın kolluk kuvvetleri, işkence ile yoldaşlarımızı gözaltına aldı. Arkadaşlarımız yerlerde sürüklendi, tartaklandı ancak baş eğmediler.

Dost düşman, herkes bilsin: Biz mücadeleyi, Paris barikatlarından, Stalingrad önlerinden, Vietnamlıların amansız direnişinden, Kızıldere’de bir kerpiç evden öğrendik. Coplarınız, gaz bombalarınız vız gelir bize. Ne kadar yıldırmaya, susturmaya çalışsanız da o sloganlara engel olamayacaksınız! Korkularınızı her gün daha da büyüteceğiz!

Bugün direnenler, yarının mutlaka kazananı olacak. Çünkü haklı ve gerçek olan biziz. Örgütlü gücümüz, zafere olan inancımız bizi yenilmez kılıyor. Saldırsanız da susturmaya çalışsanız da başımız eğilmeyecek, sesimiz kısılmayacak!

Hatırlayın, “Peki şu Vietnamlılar / Nasıl dövüştüler böyle uzun uzun / Amerikalılara karşı? / Doğdukları toprağı seven Vietnamlılar, / Çocuğunu nasıl severse bir ana. Ama istilacı Amerikalı / Güçlüdür, kuvvetlidir! / Olsun, kaplan da öyle. / Dişleri korkunç, / Tırnakları yırtıcıdır. / Ama bir avuç arı, / Haklamaya yeter kaplanı.”

40 yıl önce bugün Taksim Meydanı’nda yitirdiklerimizi bu açıklama vesilesiyle bir kez daha saygı ve özlemle anıyoruz. Bu yıl 1 Mayıs’ta Taksim yolunda direnenleri, İstanbul’da ve tüm yurtta ‘Hayır’ın sesini olanca güçleriyle yükseltenleri selamlıyoruz.

Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın Taksim Direnişimiz! Yaşasın birlik, dayanışma ve mücadele!