kızıldereiu
Halkımıza,

ON’lar direnişin ve devrimci dayanışmanın manifestosudur!

Bugün Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamını engellemek için birlikte mücadele etme kararı alan THKP-C’li ve THKO’lu devrimcilerin Kızıldere’de gerçekleştirdikleri destansı direnişin yıldönümü. 68’in işgal günlerinde, anti emperyalist direnişlerde mayalanan devrimci çizginin 1971 devrimci kopuşuyla beraber ete kemiğe bürünmesinin ardından egemenler, devrimcilerin halkın umudu haline gelmesini engellemek için 12 Mart askeri faşist darbesini gerçekleştirdiler.

12 Mart darbesi, ilk günden itibaren, emekçi halkı için kapitalizme, emperyalizme ve faşizme karşı en ön safta mücadele eden devrimcilere saldırmaya başladı. Faşist saldırılar arttı, halkın örgütlü güçleri dağıtılmaya çalışıldı. Pek çok devrimcinin gerek sivil faşist gerekse kolluk kuvvetlerince öldürüldüğü günlerde Deniz, Yusuf, Hüseyin tutsak edildi. Birçok devrimci hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı. Bu karanlık günlerde Mahir Çayan ve yoldaşları faşizmin karanlığına karşı ilk meşaleyi yaktılar. Denizlerin idamını durdurmak için THKP-C ve THKO ortak eylem kararı alıp Ünye NATO üssüne bir eylem düzenleyerek üç İngiliz askeri teknisyeni esir alıp Denizlerin özgürlüğünü talep ettiler.

Tokat’ın Kızıldere köyünde, bir köy evinde bulundukları sırada askerler tarafından kuşatıldılar. Devlet güçleri havan topları, roket atarlar, makineli tüfeklerle saldırıp Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Saffet Alp, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Ahmet Atasoy, Ertan Saruhan, Sabahattin Kurt ve Nihat Yılmaz’ı katletti. Ancak faşizmin planı tutmadı; “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik!” diyenler, ülkenin dört bir tarafında çimlenen tohumlara dönüştü. On’lar direnişin ve devrimci dayanışmanın manifestosu oldular. Şimdi memleketin dört bir yanında hep genç bir fidan olarak salınıyorlar.

On’lar bir dava uğruna bedel ödemenin sembolü olup tarihimizin onur sayfasına yerleştiler. Kızıldere dün değil, bugün ve yarındır. Bugün burada olanca öfkemizle emperyalizmin ve faşizmin karşısına dikilmemiz dahi Kızıldere’de yaratılan devrimci dayanışma ruhunun güçlenerek bugünlere uzandığının kanıtıdır.

Söz veriyoruz; On’ların başladığı işi bitireceğiz, emperyalizme, faşizme ve her türden gericiliğe karşı On’ların yolunda verdiğimiz mücadeleyi zafere ulaştıracağız.

Yolumuz devrim yolunda düşenlerin yoludur.

Yolumuz Kızıldere’nin direniş ve zafer yoludur.

Bir kez daha ilan ediyoruz: Kızıldere son değil savaş sürüyor!